Bir varmış bir yokmuş.
Güneşli bir bahçe varmış.
Bahçede çiçekler yaşarmış.
Hepsi çok sevimliymiş.
Çiçeklerin en küçüğü Mino imiş.
Mino meraklı ve iyi kalpliymiş.
Her sabah secde ederlermiş.
Allah’a sevgiyle eğilirlermiş.
Bir gün rüzgar tatlı esmiş.
Mino biraz uzağa gitmiş.
Ailesini görememiş birden.
Kalbi hızlı attı, biraz endişelendi.
“Annem nerede?” diye bakmış.
Bahçe büyük görünmüş gözüne.
Biraz yalnız hissetmiş kendini.
Ama vazgeçmemiş Mino.
Önce saklanmayı denemiş.
Bir yaprağın altına girmiş.
Orada beklemiş sessizce.
Ama bu çözüm olmamış.

Sonra hızlıca koşmuş.
Minik kökleri yorulmuş hemen.
Durmuş ve derin nefes almış.
Kalbi hızlı atıyordu, biraz yorulmuştu.
Etrafına dikkatle bakmış.
Güneşin ışığını görmüş.
Işık ailesine doğru gidiyormuş.
Mino ışığı takip etmiş.
Yolda bir taş varmış.
Üzerinden dikkatle geçmiş.
Bir kelebeğe selam vermiş.
Kelebek kanat çırpmış sevinçle.
İleride sesler duymuş.
Ailesi onu çağırıyormuş.
Mino’nun içi ısınmış.
Biraz sevinmiş, biraz rahatlamış.
Koşup yanlarına gitmiş.
Hepsi gülümseyerek bakmış.
“Hoş geldin Mino” demişler.
Mino, “Sizi özledim” demiş.

Sonra hep birlikte eğilmişler.
Allah’a sevgiyle secde etmişler.
Bahçe huzurla dolmuş.
Rüzgar tatlı tatlı esmiş.
O günden sonra Mino öğrenmiş.
Uzak kalınca nefes almak iyiymiş.
Korkunca durup bakmak iyiymiş.
Cesaret denemek demekmiş.
Akşam olmuş gökyüzü pembeleşmiş.
Çiçekler yan yana durmuş.
Mino kendini güvende hissetmiş.
Kalbi sakin ve mutlu atmış.
Tatlı bir uykuya dalmışlar.
Bahçe sessiz ve sıcakmış.
Ay onları izliyormuş yukarıdan.
Masal burada bitmiş.
Masalın Pedagojik Kazanımı: Ayrılık anında duyguyu tanıma ve cesaretle kendi başına baş etme becerisini destekler.

