1. Anasayfa
  2. İnceleme

Çocuklar İçin Masal Okumanın Pedagojik Faydaları: Dil Duygu ve Hayal Gücü Üzerindeki Etkileri

Çocuklar İçin Masal Okumanın Pedagojik Faydaları: Dil Duygu ve Hayal Gücü Üzerindeki Etkileri
0

Çocuklar İçin Masal Okumanın Pedagojik Faydaları arasında bilişsel gelişim, dil gelişimi, davranış dengeleme gibi önemli şeyler bulunuyor. Çocukluk dönemi, bireyin dünyayı tanımaya başladığı, dili öğrendiği, duygularını keşfettiği ve çevresiyle ilişki kurma biçiminin temellerini attığı önemli bir gelişim sürecidir.

Bu dönemde çocukların karşılaştığı hikâyeler, oyunlar ve günlük deneyimler yalnızca vakit geçirmelerini sağlamaz. Aynı zamanda düşünme biçimlerini, kelime dağarcıklarını, hayal güçlerini ve sosyal becerilerini de etkileyebilir.

Bu nedenle düzenli olarak masal okumak, yalnızca uyku öncesinde gerçekleştirilen keyifli bir aile etkinliği olarak değerlendirilmemeli. Doğru içerikler ve uygun bir okuma ortamıyla masallar, çocukların dilsel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimini destekleyen güçlü bir araç hâline gelebilir.

Masalların Çocuk Gelişimindeki Yeri

Çocuklar yetişkinler gibi soyut kavramları her zaman doğrudan anlamlandıramaz. Sabır, cesaret, arkadaşlık, paylaşma, kıskançlık, adalet veya sorumluluk gibi kavramları yalnızca tanımlarla açıklamak özellikle küçük yaşlarda yeterli olmayabilir.

Bir hikâye ise bu kavramları somut olaylar hâline getirir.

Örneğin oyuncağını paylaşmak istemeyen bir karakterin arkadaşlarıyla yaşadığı sorunları dinleyen bir çocuk, paylaşmanın önemini doğrudan bir nasihat dinlemek yerine olayların sonucunu gözlemleyerek değerlendirebilir. Benzer şekilde bir hata yapan ve daha sonra hatasını düzeltmeye çalışan bir karakter, özür dileme veya sorumluluk alma kavramlarını çocuk için daha anlaşılır hâle getirebilir.

Masalların en önemli özelliklerinden biri de çocuklara güvenli bir deneyim alanı sunmasıdır. Hikâyedeki karakter zor bir seçim yapabilir, kaybolabilir, korkabilir veya bir arkadaşıyla sorun yaşayabilir. Çocuk bütün bu olayları kendisi yaşamadan karakter üzerinden gözlemleme fırsatı bulur.

Böylece gerçek hayatta karşılaşabileceği pek çok durumla zihinsel olarak tanışabilir.

Masallar aynı zamanda çocukların dünyayı yalnızca kendi bakış açılarından değerlendirmemelerine yardımcı olabilir. Farklı karakterlerin duygularını ve davranışlarını görmek, çocukların olaylara başka insanların gözünden bakmayı öğrenmelerini destekleyebilir.

1- Dil Gelişimi ve Kelime Dağarcığı

cocuklar-icin-masal-okumanin-pedagojik-faydalari-3
cocuklar-icin-masal-okumanin-pedagojik-faydalari-3

Masal okumanın en belirgin faydalarından biri çocukların dil gelişimine yaptığı katkıdır.

Çocuklar günlük yaşamda belirli bir kelime grubuyla karşılaşırlar. Evde, okulda veya arkadaşlarıyla konuşurken kullanılan kelimeler çoğunlukla gündelik iletişimle sınırlıdır. Hikâyeler ise çocukları günlük konuşmalarda daha az kullanılan kelimeler, farklı cümle yapıları ve betimleyici ifadelerle tanıştırabilir.

Örneğin günlük konuşmada yalnızca “hava karardı” denilebilirken bir masalda “güneş dağların arkasında kaybolurken gökyüzü yavaşça kararmaya başladı” gibi daha ayrıntılı bir anlatımla karşılaşılabilir.

Çocuk bu tür ifadeleri düzenli olarak duyduğunda dilin çok daha geniş bir anlatım imkânı sunduğunu fark etmeye başlar.

Kelime öğrenme süreci de çoğu zaman doğal biçimde gerçekleşir. Bir hikâyede geçen “mağara”, “pusula”, “vadi”, “cesaret”, “şaşkınlık” veya “merak” gibi kelimeler çocuk için yeni olabilir. Ancak bu kelimelerin sürekli açıklanması gerekmez. Çocuk çoğu zaman kelimenin anlamını hikâyenin bağlamından çıkarmaya çalışır.

Bu süreç dil öğrenimi açısından oldukça değerlidir.

Düzenli hikâye dinleyen çocuklar aynı zamanda cümlelerin nasıl kurulduğuna, olayların hangi sırayla anlatıldığına ve düşüncelerin nasıl ifade edildiğine dair çok sayıda örnekle karşılaşırlar.

Özellikle okul öncesi dönemde yetişkin tarafından sesli okunan hikâyeler, çocukların doğru telaffuzları duymasına da yardımcı olabilir.

Ebeveynler zaman zaman hikâyede geçen yeni bir kelimeyi açıklayabilir veya çocukla birlikte kelimenin anlamını tahmin edebilir. Ancak her bilinmeyen kelimede okumayı durdurmak hikâyenin akışını bozabilir.

Daha doğal bir yaklaşım, çocuğun dikkatini gerçekten çeken kelimeler üzerinde durmak ve masal bittikten sonra bunlar hakkında konuşmaktır.

2- Hayal Gücü ve Yaratıcılığın Gelişimi

Bir çocuk bir masal dinlediğinde kendisine hazır bir dünya sunulmaz. Hikâyede anlatılan mekânları, karakterleri ve olayları zihninde kendisi canlandırır.

“Ormanın sonunda küçük bir kulübe vardı” cümlesini dinleyen iki çocuk tamamen farklı kulübeler hayal edebilir.

Birinin zihnindeki kulübe kırmızı çatılı olabilir, diğerinin hayalindeki ise ağaçların arasında saklanmış küçük bir taş ev olabilir.

Masalların yaratıcılığı destekleyen yönlerinden biri tam olarak budur.

Çocuk yalnızca kendisine verilen bilgileri takip etmez, anlatılmayan ayrıntıları da kendi zihninde tamamlar.

Hikâyedeki ejderhanın nasıl göründüğünü, ormanın ne kadar büyük olduğunu veya uzaktaki krallığın nasıl bir yer olduğunu hayal etmek çocuğun zihinsel görselleştirme becerisini kullanmasını sağlar.

Bu beceri yalnızca sanatsal faaliyetlerde önemli değildir. Yaratıcı düşünme, farklı seçenekler geliştirebilmek ve bir probleme alternatif çözümler üretebilmek açısından da değer taşır.

Ebeveynler masal bittikten sonra çocuğa “Sence bu hikâyenin devamında ne olmuş olabilir?” diye sorabilir.

Çocuğun verdiği cevap, hikâyenin gerçek devamıyla tamamen farklı olabilir. Burada önemli olan doğru cevabı bulmak değil, çocuğun kendi hikâyesini oluşturabilmesidir.

Hatta zaman zaman çocukla birlikte yeni bir masal oluşturmak da oldukça eğlenceli olabilir. Yetişkin hikâyeye bir cümleyle başlar, çocuk devam ettirir ve sırayla yeni olaylar eklenir.

Bu tür basit oyunlar çocukların hem hayal gücünü hem de sözlü anlatım becerilerini aktif biçimde kullanmasını sağlar.

3- Duygusal Gelişim ve Empati

Çocuklar duyguları yaşamaya çok erken yaşlarda başlasalar da hissettiklerini tanımlamak her zaman kolay değildir.

Bir çocuk üzgün, korkmuş veya kıskanç olabilir ancak yaşadığı duygunun adını bilmeyebilir. Bu nedenle bazı duygular davranışlar üzerinden ortaya çıkabilir.

Masallar çocukların farklı duyguları tanıması için doğal örnekler sunar.

Bir karakter karanlıktan korkabilir.

Başka bir karakter arkadaşını özleyebilir.

Bir diğeri yaptığı hata nedeniyle pişman olabilir.

Çocuk hikâyeyi dinlerken bu duyguların hangi durumlarda ortaya çıktığını gözlemleyebilir.

Bu noktada yetişkinlerin sorabileceği basit sorular oldukça faydalıdır.

“Sence bu karakter neden üzülmüş?”

“Sen onun yerinde olsaydın ne hissederdin?”

“Sence arkadaşının yaptığı şey onu nasıl hissettirmiş olabilir?”

Bu sorular çocukların hem karakterin duygularını anlamaya çalışmasını hem de kendi duygusal deneyimleriyle bağlantı kurmasını sağlayabilir.

Masallar aynı zamanda empati becerisinin gelişimini de destekleyebilir.

Empati, başka bir insanın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışabilme becerisidir. Çocuklar hikâyeler sayesinde kendi hayatlarında hiç yaşamadıkları durumlarla karşılaşabilir.

Örneğin yeni bir okula başlayan, arkadaş edinmekte zorlanan veya sevdiği bir eşyayı kaybeden bir karakterin hikâyesi çocuğa farklı bir deneyimi gözlemleme fırsatı verir.

Çocuk karakterle duygusal bağ kurdukça yalnızca “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunu değil, “Bu karakter neden böyle davranıyor?” sorusunu da düşünmeye başlar.

Bu alışkanlık zamanla gerçek hayattaki sosyal ilişkiler için de değerli olabilir.

4- Problem Çözme ve Düşünme Becerileri

cocuklar-icin-masal-okumanin-pedagojik-faydalari-2
cocuklar-icin-masal-okumanin-pedagojik-faydalari-2

İyi bir hikâyenin merkezinde çoğu zaman çözülmesi gereken bir problem bulunur.

Bir karakter yolunu kaybeder, iki arkadaş tartışır, önemli bir eşya ortadan kaybolur veya kahramanın bir seçim yapması gerekir.

Çocuk hikâyeyi takip ederken farkında olmadan bu probleme ilişkin tahminler yürütmeye başlar.

“Sırada ne olacak?”

“Karakter bu sorunu nasıl çözecek?”

“Başka bir yol deneyebilir mi?”

Bu sorular çocukların düşünme becerilerini harekete geçirir.

Masalın uygun bir bölümünde okumaya kısa bir ara verip “Sence şimdi ne yapmalı?” diye sormak çocuğu hikâyenin pasif dinleyicisi olmaktan çıkararak sürece dahil edebilir.

Çocuğun önerdiği çözüm hikâyede gerçekleşen çözümden farklı olabilir. Bu durumda verilen cevabı düzeltmek yerine neden böyle düşündüğünü sormak daha değerlidir.

Örneğin bir karakter nehrin karşı tarafına geçmek istiyorsa hikâyede köprü kullanabilir. Çocuk ise tekne yapmayı, yardım istemeyi veya başka bir yol bulmayı önerebilir.

Bu cevapların her biri farklı problem çözme yaklaşımlarını temsil eder.

Masallar neden-sonuç ilişkisini anlamak açısından da iyi örnekler sunar.

Bir karakter verdiği sözü tutmadığı için arkadaşının güvenini kaybedebilir.

Hazırlıksız çıktığı bir yolculukta sorun yaşayabilir.

Birine yardım ettiği için daha sonra kendisi de yardım görebilir.

Çocuk bu olayları takip ederken davranışların belirli sonuçlar ortaya çıkarabileceğini gözlemleyebilir.

Burada her hikâyeyi açık bir dersle bitirmek gerekmez. Çocuğa “Sence neden böyle oldu?” diye sormak çoğu zaman yetişkinin doğrudan açıklama yapmasından daha etkili olabilir.

5- Ebeveyn ve Çocuk İletişimine Katkısı

Masal okuma alışkanlığının önemli faydalarından biri de ebeveyn ile çocuk arasında düzenli bir paylaşım zamanı oluşturmasıdır.

Günlük yaşamın temposu içerisinde aile bireyleri aynı evde bulunmalarına rağmen birbirleriyle kesintisiz zaman geçirmekte zorlanabilir.

İş, okul, telefonlar, televizyon ve diğer günlük sorumluluklar iletişimi bölümlere ayırabilir.

Her gün on beş veya yirmi dakikalık bir masal oku zamanı oluşturmak ise çocuğa ebeveyniyle doğrudan iletişim kurabileceği sakin bir alan sunabilir.

Bu sırada önemli olan yalnızca hikâyeyi bitirmek değildir.

Çocuk bazen hikâyedeki bir olay üzerinden kendi hayatından bahsetmeye başlayabilir.

Masaldaki karakter okulda bir arkadaşıyla tartıştığında çocuk “Benim de bugün arkadaşım bana böyle yaptı” diyebilir.

Bir karakter bir şeyden korktuğunda “Ben de geçen gün korktum” şeklinde kendi deneyimini anlatabilir.

Bu tür sohbetler ebeveynlerin çocuklarının günlük yaşamlarında neler hissettiğini daha doğal biçimde öğrenmesini sağlayabilir.

Doğrudan “Bugün okulda bir sorun oldu mu?” diye sorulduğunda cevap vermeyen bir çocuk, bir karakterin yaşadığı olay üzerinden konuşmayı daha kolay bulabilir.

Masallar bu nedenle yalnızca anlatılan hikâyeler değil, aile içerisinde yeni konuşmalar başlatan araçlar da olabilir.

Yaşa Uygun Çocuk Masalları Nasıl Seçilmeli?

cocuklar-icin-masal-okumanin-pedagojik-faydalari-1
cocuklar-icin-masal-okumanin-pedagojik-faydalari-1

Masal seçerken yalnızca hikâyenin güzel olması yeterli değildir. İçeriğin çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve ilgi alanlarına uygun olması da önemlidir.

Okul öncesi dönemde daha kısa, basit olay örgüsüne sahip ve tekrarların bulunduğu hikâyeler çocukların ilgisini daha kolay çekebilir.

Bu yaşlarda hayvan karakterler, günlük yaşamdan küçük maceralar ve eğlenceli tekrarlar oldukça etkili olabilir.

Çocuk büyüdükçe hikâyelerdeki karakter sayısı ve olay örgüsünün karmaşıklığı artırılabilir.

Okul çağındaki çocuklar daha uzun maceraları takip edebilir, karakterlerin neden belirli kararlar aldığını tartışabilir ve hikâyenin farklı sonuçlarını değerlendirebilir.

Ancak yalnızca yaş sınırlarına bakmak da yeterli değildir.

Aynı yaştaki çocukların ilgi alanları birbirinden tamamen farklı olabilir.

Bir çocuk hayvanlarla ilgili hikâyeleri severken başka bir çocuk uzay, deniz, macera veya fantastik dünyalara ilgi duyabilir.

Bu nedenle farklı türlerdeki çocuk masalları arasından seçim yaparken çocuğun neleri merak ettiğini dikkate almak önemlidir.

Hatta zaman zaman çocuğa birkaç seçenek sunmak ve hangi hikâyeyi okumak istediğini kendisinin seçmesine izin vermek faydalı olabilir.

Çocuk kendi seçtiği hikâyeye daha fazla ilgi gösterebilir ve okuma sürecini bir zorunluluktan ziyade keyifli bir etkinlik olarak görebilir.

İçerik seçerken çocuğu gereğinden fazla korkutabilecek veya gelişim düzeyine uygun olmayan temalara karşı da dikkatli olunmalıdır.

Özellikle küçük çocuklarda gerçek ile hayal arasındaki sınır yetişkinlerde olduğu kadar net olmayabilir.

Bu nedenle korku unsurlarının yoğun olduğu hikâyeler yerine yaşına uygun, güvenli ve anlaşılır anlatılar tercih edilebilir.

Masal Okurken Nelere Dikkat Edilmeli?

Masal okumak için özel bir eğitim veya profesyonel anlatıcılık becerisi gerekmez. Ancak birkaç küçük yöntem okuma deneyimini çok daha keyifli hâle getirebilir.

Öncelikle okuma sırasında çocuğun dikkatini dağıtacak unsurları azaltmak faydalıdır.

Telefon bildirimlerinin sürekli geldiği veya televizyonun açık olduğu bir ortamda çocuğun hikâyeye odaklanması zorlaşabilir.

Bunun yerine kısa süreli de olsa daha sakin bir ortam oluşturmak okuma deneyimini iyileştirebilir.

Ses tonu da hikâyenin etkisini artırabilir.

Bir karakter heyecanlıysa biraz daha hızlı, üzgünse daha sakin konuşulabilir. Büyük bir dev için kalın, küçük bir hayvan için daha ince bir ses kullanmak çocuk açısından eğlenceli olabilir.

Elbette her karakter için özel bir ses oluşturmak gerekmez. Küçük ton değişiklikleri bile hikâyeyi daha canlı hâle getirebilir.

Masal sırasında sürekli soru sormak ise her zaman gerekli değildir.

Çocuğun her sayfada verdiği bilgiyi test etmek veya “Burada ne oldu?” şeklinde sorular yöneltmek okuma deneyimini bir sınava dönüştürebilir.

Sorular daha çok hikâyenin doğal akışında ve gerçekten merak uyandıran noktalarda kullanılabilir.

Örneğin önemli bir karar öncesinde:

“Sence hangisini seçmeli?”

diye sorulabilir.

Ya da hikâye bittikten sonra:

“En çok hangi kısmı sevdin?”

sorusu yöneltilebilir.

Çocuk cevap vermek istemiyorsa bunu zorunlu hâle getirmemek de önemlidir. Bazı çocuklar dinledikleri hikâye hakkında uzun uzun konuşurken bazıları sessiz kalmayı tercih edebilir.

Aynı Masalı Tekrar Okumaktan Çekinmeyin

Pek çok ebeveyn çocukların aynı masalı tekrar tekrar istemesine şaşırır.

Yetişkin için aynı hikâyeyi onuncu kez okumak sıkıcı olabilir. Ancak çocuk açısından tekrar önemli bir öğrenme sürecidir.

Çocuk hikâyenin nasıl ilerlediğini bildiğinde sıradaki olayları tahmin edebilir.

Belirli cümleleri hatırlayabilir.

Daha önce fark etmediği ayrıntıları keşfedebilir.

Yeni öğrendiği kelimeleri farklı okumalar sırasında daha iyi anlamlandırabilir.

Bir süre sonra yetişkin cümlenin ortasında durduğunda çocuk devamını kendisi söylemeye başlayabilir.

Bu durum çocuğun hikâyenin dil yapısını ve kelimelerini ne kadar iyi öğrendiğinin göstergelerinden biridir.

Dolayısıyla çocuk sürekli aynı hikâyeyi istiyorsa bunu engellemek yerine yeni masallarla eski favorileri arasında bir denge kurulabilir.

Masal Sonrasında Yapılabilecek Etkinlikler

Masal bittikten sonra hikâyenin etkisini devam ettirmek için uzun ve karmaşık etkinliklere ihtiyaç yoktur.

Çocuğun hikâyedeki en sevdiği karakteri çizmesi istenebilir.

Masal için yeni bir son oluşturulabilir.

“Bu hikâye ertesi gün devam etseydi ne olurdu?” sorusu sorulabilir.

Çocuk hikâyedeki karakterlerden birinin yerine kendisini koyarak farklı bir karar verebilir.

Birlikte yeni bir karakter eklenebilir.

Bu tür etkinliklerin amacı çocuğu akademik olarak değerlendirmek değil, hikâyeyi farklı biçimlerde yeniden düşünmesini sağlamaktır.

Örneğin masaldaki kahraman bir köprüden geçmişse çocuğa “Köprü olmasaydı karşıya nasıl geçebilirdi?” sorusu yöneltilebilir.

Bu tek soru bile onlarca farklı cevap ortaya çıkarabilir.

  • Tekne yapabilir.
  • Yardım isteyebilir.
  • Başka bir yol arayabilir.
  • Bir hayvana binebilir.
  • Uçan bir araç icat edebilir.

Çocuğun gerçekçi olmak zorunda olmayan cevaplar vermesine izin vermek yaratıcılığın önemli bir parçasıdır.

Dijital Masallar ve Geleneksel Kitaplar

Günümüzde hikâyelere ulaşmanın yolları geçmişe göre oldukça çeşitlendi.

Basılı kitapların yanında internet üzerinden yüzlerce farklı masala kolayca ulaşılabiliyor.

Bu durum özellikle ebeveynlerin farklı yaş ve ilgi alanlarına yönelik içerikler bulmasını kolaylaştırıyor.

Dijital masalların değerini kullanılan ekran üzerinden değil, içeriğin niteliği ve kullanım biçimi üzerinden değerlendirmek daha doğru olabilir.

Ebeveyn çocukla birlikte dijital bir hikâye okuyabilir, karakterler hakkında konuşabilir veya hikâyenin devamını tahmin edebilir.

Bu durumda ekran yalnızca hikâyenin sunulduğu araç hâline gelir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuğun tamamen pasif hâle gelmemesidir.

Hazır görüntülerin ve hızlı animasyonların sürekli sunulduğu içerikler ile çocuğun hikâyeyi zihninde canlandırdığı okuma deneyimi aynı değildir.

Bu nedenle dijital masal içerikleri seçilirken çocuğun hayal kurmasına alan bırakan, sade ve yaşına uygun hikâyelerin tercih edilmesi daha iyi olabilir.

Masal Okumayı Bir Derse Dönüştürmemek Gerekir

Masalların çocuk gelişimine sağlayabileceği pek çok katkı bulunmasına rağmen, bunları yalnızca eğitim amacıyla kullanmak ters etki yaratabilir.

  1. Çocuk her masalın sonunda bir ders çıkarmak zorunda değildir.
  2. Her hikâyeden sonra “Ana fikir neydi?”, “Karakterin yaptığı hata neydi?” veya “Buradan ne öğrendin?” şeklinde sorular yöneltildiğinde okuma zamanı zamanla okul çalışmasına benzeyebilir.
  3. Oysa masalın en güçlü yanlarından biri öğrenmenin doğal olarak gerçekleşmesidir.
  4. Çocuk hikâyeyi dinlerken yeni kelimeler duyar.
  5. Karakterlerin duygularını gözlemler.
  6. Olayların sırasını takip eder.
  7. Neden-sonuç ilişkilerini fark eder.
  8. Sırada ne olacağını tahmin eder.
  9. Bütün bunlar çocuk farkında olmadan gerçekleşebilir.

Bu nedenle bazen yapılabilecek en iyi şey yalnızca hikâyeyi okumak, birlikte gülmek ve masalın keyfini çıkarmaktır.

Düzenli Bir Masal Rutini Oluşturmak

Masal okumanın faydalı olabilmesi için saatler süren programlara ihtiyaç yoktur.

Günde on veya on beş dakikalık bir okuma süresi bile yeterli olabilir.

Önemli olan bu zamanı mümkün olduğunca düzenli hâle getirmektir.

Birçok aile için uyku öncesi uygun bir zaman olabilir. Ancak masal okumak yalnızca gece yapılması gereken bir etkinlik değildir.

Okuldan sonra, hafta sonu sabahında veya günün sakin bir saatinde de kısa bir okuma zamanı oluşturulabilir.

Çocuğun ulaşabileceği bir yerde birkaç kitap bulundurmak veya dijital ortamda birlikte yeni hikâyeler seçmek alışkanlığın gelişmesini kolaylaştırabilir.

Bir süre sonra çocuk kendi isteğiyle yeni hikâyeler istemeye başlayabilir.

Bu noktada masal okumak ebeveyn tarafından hatırlatılan bir görev olmaktan çıkar ve aile hayatının doğal bir parçasına dönüşür.

Sonuç

Masallar çocukluk döneminin yalnızca eğlenceli hikâyeleri değildir. Doğru şekilde kullanıldığında çocukların pek çok farklı gelişim alanını destekleyebilen değerli anlatı araçlarıdır.

Bir hikâyeyi dinleyen çocuk yeni kelimelerle tanışabilir, farklı cümle yapılarını öğrenebilir ve dinleme becerisini geliştirebilir.

Karakterlerin yaşadığı olayları takip ederken problemlere çözüm arayabilir, neden-sonuç ilişkileri kurabilir ve sırada ne olacağını tahmin edebilir.

Farklı karakterlerin duygularını gözlemlemek ise çocuğun kendi duygularını tanımasına ve başkalarının hislerini anlamaya çalışmasına yardımcı olabilir.

Masallar aynı zamanda hayal gücünün gelişmesi için geniş bir alan sunar. Birkaç cümleyle anlatılan bir mekân çocuğun zihninde tamamen yeni bir dünyaya dönüşebilir.

Belki de masal okumanın en değerli taraflarından biri, bütün bu gelişim fırsatlarının doğal ve eğlenceli bir süreç içerisinde ortaya çıkmasıdır.

Çocuğun masal saatinde bir sınava girmesi, her hikâyeden ders çıkarması veya sürekli sorulara cevap vermesi gerekmez.

Bazen birlikte bir hikâye seçmek, rahat bir yere oturmak ve birkaç dakika boyunca başka bir dünyanın kapısını açmak yeterlidir.

Çocuklar büyüdükçe dinledikleri masalların ayrıntılarını unutabilir. Ancak kitaplarla, hikâyelerle ve kendilerine masal okuyan kişilerle kurdukları olumlu ilişki çok daha uzun süre onlarla kalabilir.

Bu nedenle masal okumayı yalnızca çocukları eğlendiren bir aktivite olarak değil, dil gelişimini, hayal gücünü, duygusal farkındalığı ve aile içi iletişimi destekleyen değerli bir çocukluk deneyimi olarak görmek gerekir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir