Bir varmış, bir yokmuş, ormanın en sıcak köşesinde neşeli köpek yaşarmış.
Neşeli köpek sadık, arkadaş canlısı, kuyruğunu sallayarak koşan bir canlıymış.
Her sabah uyandığında ormanın kokusunu içine çeker, patilerini ve kulaklarını kontrol edermiş.
Bugün ise biraz farklı bir günmüş.
Ormanın havası mis gibi çam ve toprak kokuyordu.
Yapraklar hışır hışır fısıldaşıyordu.
Ormanda yeni bir oyun alanı yapılmıştı.
Ama kimse tek başına oynayamıyordu. Arkadaş olmak gerekiyordu.

Neşeli köpek kuyruğunu sallayarak koştu.
‘Hadi oynayalım’ dedi.
Güneş ışıkları dalların arasından süzülüp yere altın benekler bırakıyordu.
Neşeli köpek topu getirdi. Patileriyle nazikçe bıraktı.
‘Nasıl hissediyorsun?’ diye sordu Bilge Baykuş yumuşakça.
‘Biraz korkuyorum ama denemek istiyorum’ dedi neşeli köpek.
Yerde yumuşacık yosunlar vardı. Adımlar pamuk gibi sessizdi.
‘Yanındayım’ dedi Bilge Baykuş.
‘Birlikte yapalım mı?’ diye sordu sevimli kuzu.
Neşeli köpek arkadaşlarıyla birlikte küçük bir plan yaptı.
Önce dinlediler. Sonra sırayla konuştular. Sonra birlikte denediler.
Kimse bağırmadı, kimse itmedi. Herkes nazik davrandı.
Orman kuralları böyleydi. Nazik olmak, dinlemek, yardım etmek.
Çiçeklerin renkleri göz kamaştırıyordu. Sarı, mor, pembe, hepsi bir aradaydı.
‘Teşekkür ederim’ dedi neşeli köpek. Gözleri parlayarak.
Günün sonunda neşeli köpek öğrendi ki arkadaşlığın dinlemek ve yanında olmak olduğunu.
Bu çok değerli bir hazine gibiydi.
Neşeli köpek bu hazineyi kalbinde sakladı ve herkese gülümsedi.
Bilge Baykuş da başını salladı. ‘Bugün çok güzel öğrendiniz’ dedi.
Ormanın havası mis gibi çam ve toprak kokuyordu. Yapraklar hışır hışır fısıldaşıyordu.
Güneş ışıkları arasından süzülüp yere altın benekler bırakıyordu.
Kuşlar uzaktan cıvıldıyor, rüzgar nazikçe esiyordu.
Yerde yumuşacık yosunlar vardı. Adımlar pamuk gibi sessizdi.
Neşeli köpek burnunu havaya kaldırdı. Taze havayı içine çekti ve gülümsedi.
Bir arı vızıldayarak geçti. Sonra bir kelebek kanat çırptı.
Neşeli köpek kulaklarını dikti. Ormanın şarkısını dinledi.
‘Bir, iki, üç, derin nefes’ dedi. Bu sihirli bir cümleydi.
Ormanda herkes birbirine günaydın ve teşekkür ederim demeyi unutmazdı.
Küçük bir kelebek neşeli köpeğin burnuna kondu. Herkes kıkırdadı.
Neşeli köpek arkadaşının elini tuttu. Birlikte yürümek daha güvenli ve daha eğlenceliydi.
Bilge Baykuş, ‘Bugün ne öğrendin?’ diye sordu.
Neşeli köpek düşündü ve anlattı.
‘Yemek yemeyi seven tavşan olsaydı, açken oyun oynanmaz. Önce atıştıralım’ derdi ve herkes gülerdi.
Parlak yıldız gökyüzünden göz kırptı. ‘Sizi görüyorum. Harikasınız’ dedi.
Renkli gökkuşağı gibi neşeli köpek de farklılıkların güzelliğini gördü. Herkes farklıydı ve bu harikaydı.

Akşam olurken gökyüzü pembeye döndü.
Neşeli köpek yuvasına dönerken arkadaşlarına el salladı.
‘Yarın yine buluşalım mı?’ dedi. Herkes evet dedi neşeyle.
Orman usulca uykuya dalarken neşeli köpeğin kalbi sıcacıktı.
Ve masal bitmedi. Çünkü her gün yeni bir öğrenme günüydü.
Pedagojik Kazanım:
Bu masal arkadaşlığın dinlemek, yanında olmak ve nazik davranmak olduğunu gösterir. Sırayla konuşma, yardım etme ve teşekkür etme becerilerini destekler.

